Adölesanlarda Endometriozis
Endometriozis, masum gibi görünen belirtilerin altında gizlenebilen, kronik seyirli ve yaşam kalitesini önemli ölçüde etkileyen jinekolojik bir hastalıktır. Özellikle ergenlik döneminde başlayan ağrılı adet yakınmaları, çoğu zaman normal kabul edildiği için tanıda gecikmeler yaşanabilmektedir.
Öncelikle endometriozisi tanımlayalım. Rahmin iç yüzeyini döşeyen tabakaya endometrium adı verilir. Endometriozis ise bu dokunun rahim dışında, vücudun farklı bölgelerinde yerleşmesiyle ortaya çıkan bir hastalıktır.
Normal şartlarda her adet döneminde endometrium dokusu hormonların etkisiyle kalınlaşır ve gebelik oluşmadığında kanamayla birlikte vücuttan atılır. Endometriozis odakları da aynı hormonal uyarılara cevap verdiği için bulundukları bölgelerde kanama ve iltihabi reaksiyon oluşturur. Bunun sonucunda özellikle adet dönemlerinde, bazen de adet dışında kronik pelvik ağrı gelişebilir.
Endometriozis en sık yumurtalıklarda görülür. Yumurtalık yerleşiminde zamanla içi eski kanla dolu olan ve endometrioma ya da halk arasında çikolata kisti olarak bilinen kistler oluşabilir.
Bunun dışında hastalık karın zarı, tüpler, bağırsaklar, mesane ve pelvis içerisindeki diğer dokularda da yerleşebilir.
Çeşitli çalışmalara göre, şiddetli ağrılı adet gören veya kronik pelvik ağrı tarifleyen adölesanların yaklaşık üçte ikisinde laparoskopi sırasında endometriozis saptanmaktadır. Bu nedenle özellikle standart tedavilere rağmen yakınmaları devam eden genç kızlarda endometriozis mutlaka akla getirilmelidir.
Endometriozisli kadınların önemli bir kısmı belirtilerinin ilk kez ergenlik döneminde başladığını ifade etmektedir. Ancak uzun yıllar boyunca endometriozisin adölesanlarda nadir görüldüğü, geçici olduğu ve ciddi sonuçlara yol açmadığı düşünülmüştür. Bu yanlış yaklaşım tanının gecikmesine neden olmuştur.
İlk adet kanamasıyla birlikte veya hemen öncesinde başlayan olgular erken başlangıçlı endometriozis olarak adlandırılır. Özellikle yumurtalıkları tutan erken başlangıçlı hastalık daha agresif seyredebilir, endometrioma gelişimine yol açabilir ve ilerleyen yıllarda yumurtalık rezervini azaltarak doğurganlığı olumsuz etkileyebilir.
Belirtiler
Endometriozisin en sık görülen belirtisi ağrıdır. Bu ağrı yalnızca adet dönemlerinde ortaya çıkabileceği gibi adet dışında da devam edebilir. Adölesanlarda ağrı her zaman adetle ilişkili olmayabilir.
Bunun yanında;
Şiddetli ağrılı adet (dismenore)
Kronik kasık veya karın ağrısı
Kabızlık
Ağrılı dışkılama
Makat bölgesinde ağrı
İdrar yaparken yanma veya ağrı
Nadiren idrarda veya dışkıda kan görülmesi
gibi belirtiler de endometriozis düşündürebilir.
Tanı
Endometriozis değerlendirilirken en önemli basamak ayrıntılı hasta öyküsüdür. Ağrının ne zaman başladığı, adetlerle ilişkisi, şiddeti ve günlük yaşamı ne ölçüde etkilediği mutlaka sorgulanmalıdır. Ayrıca ailede endometriozis öyküsü bulunması da önemli bir risk faktörüdür.
Yaşa uygun fizik muayenenin ardından ultrasonografi (USG) ve gerektiğinde manyetik rezonans görüntüleme (MR) tanıya yardımcı yöntemlerdir. Bazı hastalarda CA-125 gibi kan testlerinden de yararlanılabilir. Ancak bu testler tek başına tanı koydurucu değildir.
Endometriozis tanısında altın standart yöntem laparoskopidir. Laparoskopi sayesinde hastalık doğrudan görülür ve gerektiğinde aynı seansta tedavi de uygulanabilir.
Burada önemli bir nokta şudur: Adölesanlarda endometrioma veya diğer adneksiyal kitleler erişkinlere göre daha nadirdir. Bu nedenle ultrasonografide kist görülmemesi endometriozis olmadığı anlamına gelmez.
Tedavi
Şiddetli ağrılı adet şikâyetiyle başvuran adölesanlarda ilk basamak tedavi, nonsteroid antiinflamatuvar ilaçlar (örneğin naproksen veya ibuprofen türevleri) ile kombine oral kontraseptiflerdir.
Bu tedavilere rağmen ağrı devam ediyorsa endometriozis olasılığı yeniden değerlendirilmeli ve gerekirse laparoskopi dâhil ileri incelemeler planlanmalıdır.
Standart tedavilere yanıt vermeyen sınırlı sayıdaki hastada, yumurtalıkların hormonal uyarısını baskılayarak geçici hipoöstrojenik durum oluşturan GnRH agonistleri kullanılabilir. Ancak bu ilaçlar kemik gelişimini etkileyebileceğinden genellikle 16 yaşın altındaki adölesanlarda önerilmez.
Endometriozis kronik bir hastalıktır. Bu nedenle tedavinin amacı yalnızca ağrıyı azaltmak değil, hastalığın ilerlemesini önlemek, yumurtalık rezervini korumak ve gelecekteki doğurganlığı mümkün olduğunca güvence altına almaktır. Gerektiğinde tedavi, hastanın gebelik planına kadar uzun yıllar boyunca sürdürülebilir.
Prof. Dr. Sevim Dinçer Cengiz